23 Eylül 2013 Pazartesi

Yine Gelmişler Bana

Bunaltıcı bir sonbahar,yalancı ben...
İyi gibi görünen,mutluymuşumda her şey yolundaymış mesajı veren pinokyo şeyma...
Yeni kararlar alıp da uygulamaya geçemediğim ve asla geçemicekmişim hissi yaratan iç gıcıklayıcı,buram buram kaçma hissi yaratan ay,gün,saat...
Seviyorum galiba bu zamanlardaki beni,havayı,mevsimi.Sürekli bir savaşma,uğraşma didinme çabası,akışına bırakamama durumu.Bir tek bana mı olur bu zamanlar bu huzursuzluklar?
Sanki dünyanın bütün derdi,yükü benim omuzlarıma itilmiş bende o yükün altında ezilmiş ve küçücük kalmışım.
















Yine de seviyorum ben ya bu hisleri.Boş yaşamadığım,düşündüğüm,kafa yorup mesai harcadığım için olsa gerek.Böyle ütopik fikirler de üretmiyor değilim.Dünyayı savaşlardan,sömürüden kurtarmak,ihtiyacı olan herkese yardım edebilmek,hiç uyumadan sabahlara kadar düşünmek falan...
Bunları da niye yazıyor bu kız diyeceksiniz şimdi? Şu gök kubbeden bir gün göçüp gidersem ki hepimizin gideceği yer orası,birileri bu yazdıklarımı okusun da neler saçmalamışım görsün istiyorum,çok şey mi istiyorum bence değil gayet insanca bir istek...Hadi bakalım alalım elimize çayımızı kahvemizi düşünelim.Bu arada çayın kalabalıkla arası iyidir,kahve yalnızlık ister.İşte o yüzden gelin çay içelim biz çay:)




Bir de gelin bunu dinleyelim nasıl iyi geliyor...